Gayrimenkul Hukuku 30.10.2026 15 dk okuma

Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı: Farkları, Yönetim Planı ve Aidat

Kat mülkiyeti ve kat irtifakı arasındaki farklar, kat irtifakının kat mülkiyetine geçişi, yönetim planının bağlayıcılığı ve aidat yükümlülüğü ile aidat alacağının takibi 634 sayılı Kanun kapsamında ele alınıyor.

Bir apartman dairesi veya iş yeri satın alırken tapuda karşılaşılan iki temel kavram, kat mülkiyeti ve kat irtifakıdır. Bu iki kurum birbirine benzese de hukuki sonuçları, tapu kaydındaki görünümü ve alıcıya sağladığı güvence bakımından önemli farklar taşır. Özellikle henüz tamamlanmamış bir inşaattan daire alan kişiler ile uzun yıllardır oturulan bir binada aidat, yönetim ve ortak gider sorunları yaşayan kat malikleri için bu ayrımın doğru anlaşılması büyük önem taşır.

Konunun tamamı 23 Haziran 1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu yazıda kat mülkiyeti ve kat irtifakı kavramlarını, aralarındaki farkları, kat irtifakının kat mülkiyetine nasıl dönüştüğünü, tüm malikleri bağlayan yönetim planının niteliğini, aidat olarak bilinen ortak gider ile avans yükümlülüğünü ve ödenmeyen aidat alacağının icra yoluyla takibini Kanun hükümleri ve yerleşik yargı uygulaması ışığında ele alıyoruz. İzmir Bornova başta olmak üzere gayrimenkul hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda yaşanan tipik sorunlara da değineceğiz.

Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı Nedir?

Kat Mülkiyeti Kanunu, bir arsa üzerinde yükselen yapının bağımsız bölümleri üzerinde ayrı ayrı mülkiyet kurulabilmesini sağlayan özel bir düzen getirir. Bu düzen iki aşamada karşımıza çıkar. İnşaat henüz bitmeden kurulan geçici nitelikteki hak kat irtifakı, yapı tamamlanıp kullanıma hazır hale geldikten sonra kurulan kalıcı hak ise kat mülkiyetidir.

Kat İrtifakı

Kat irtifakı, henüz yapılmamış veya yapımı süren bir bina için, arsa payına bağlı olarak ileride kurulacak bağımsız bölümler üzerinde tesis edilen bir irtifak hakkıdır. Yani ortada fiilen teslim edilebilen bir daire yoktur, arsa payı üzerinden ileride doğacak bağımsız bölüm güvence altına alınır. Müteahhit ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde ve maketten satışlarda alıcılar çoğunlukla önce kat irtifaklı tapu alır. Kat irtifakı tapusu, arsa payını ve projede o paya karşılık gelen bağımsız bölümü gösterir.

Kat Mülkiyeti

Kat mülkiyeti, tamamlanmış bir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan, arsa payı ve ortak yerlerle doğrudan bağlantılı tam ve kalıcı bir ayni haktır. Bağımsız bölümün maliki, kendi dairesinin yanı sıra çatı, temel, ana duvarlar, merdiven, asansör ve bahçe gibi ortak yerlerde arsa payı oranında hak sahibidir. Kat mülkiyeti kurulan bir yapıda alıcı, tapuda bağımsız bölümün maliki olarak görünür ve yapının fiilen tamamlanmış olduğu kabul edilir.

Kat İrtifakı ile Kat Mülkiyeti Arasındaki Farklar

İki kurum arasındaki temel ayrım, yapının tamamlanmış olup olmaması ve hakkın sağladığı güvencenin kapsamıdır. Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık sorulan başlıklar bakımından iki kavramı karşılaştırmaktadır.

ÖlçütKat İrtifakıKat Mülkiyeti
Ne zaman kurulurİnşaat başlamadan veya devam ederken, arsa payı üzerindenYapı tamamlanıp yapı kullanma izni (iskân) alındıktan sonra
Yapının durumuBina henüz yok veya inşa halindeBina tamamlanmış ve kullanıma hazır
Tapudaki görünümArsa payı ve projedeki bağımsız bölüm numarasıTamamlanmış bağımsız bölüm üzerinde tam mülkiyet
Krediye etkisiBazı bankalar konut kredisinde ek koşul arayabilirKonut kredisi ve işlemlerde genellikle daha kolay değerlendirilir
Hakların kapsamıİleride doğacak bağımsız bölümü güvence altına alırBağımsız bölüm ve ortak yerlerde eksiksiz malik sıfatı sağlar

Her iki hak da tapu siciline tescil ile hukuki varlık kazanır. Kanun, bu doğuşu açık biçimde düzenlemiştir.

Kat mülkiyeti ve kat irtifakı resmî senetle ve tapu siciline tescil ile doğar.

Bu hüküm, hem kat irtifakının hem de kat mülkiyetinin yalnızca sözlü anlaşma veya haricen düzenlenen belgelerle değil, resmî senet ve tapu tescili ile kurulabileceğini göstermektedir. Arsa payının bağımsız bölümden ayrı devredilemeyeceği ilkesi de bu yapının bütünlüğünü korur.

Kat İrtifakının Kat Mülkiyetine Geçişi

Kat irtifaklı bir yapıda inşaat tamamlandığında, hakkın kat mülkiyetine dönüştürülmesi gündeme gelir. Yapı kullanma izin belgesinin (iskân ruhsatının) alınmasının ardından, kat irtifakına konu bağımsız bölümler üzerinde kat mülkiyetine geçiş yapılabilir. Bu geçiş, yapının fiilen bitmiş ve kullanıma uygun hale gelmiş olmasını esas alır.

Uygulamada kat mülkiyetine geçiş çoğunlukla ilgili bağımsız bölüm maliklerinin veya yöneticinin başvurusuyla, projeye ve iskân belgesine dayanılarak tapu müdürlüğünde gerçekleştirilir. Kat mülkiyetine geçilmesi, malikin elindeki hakkı güçlendirir ve bağımsız bölümün tamamlanmış bir taşınmaz olarak işlem görmesini sağlar. Henüz kat irtifakından kat mülkiyetine geçilmemiş yapılarda, alıcıların projeye uygunluk ve iskân durumu konusunda dikkatli olmaları yerinde olur.

Yönetim Planı ve Bağlayıcılığı

Birden fazla bağımsız bölümün bulunduğu her yapıda, binanın veya sitenin nasıl yönetileceği yönetim planıyla belirlenir. Yönetim planı, ortak yerlerin kullanımından yönetici ve denetçi seçimine, aidatların toplanmasından kullanım amaçlarına kadar pek çok konuyu düzenleyen temel belgedir. Kanun, yönetim planının niteliğini şöyle tanımlar.

Yönetim planı yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini, yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler. Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlıyan bir sözleşme hükmündedir.

Bu düzenlemenin en önemli sonucu şudur. Yönetim planı yalnızca onu imzalayanları değil, bağımsız bölümü sonradan satın alan yeni malikleri ve kiracıları da bağlar. Yeni malik, daireyi aldığında yönetim planındaki kurallara uymadığını ileri süremez. Yönetim planının değiştirilmesi ise kural olarak bütün kat maliklerinin beşte dördünün oyu ile mümkündür. Bu yüksek nisap, yönetim planına istikrar kazandırır ve keyfi değişiklikleri önler. Kat malikleri, yönetim planının uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda hâkimin müdahalesini isteme hakkını korur.

Aidat Nedir: Ortak Gider ve Avans Yükümlülüğü

Günlük dilde aidat olarak bilinen yükümlülük, hukuken ortak giderlere ve bunlar için toplanan avansa katılma borcudur. Kat malikleri, aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça bu giderlere katılmak zorundadır. Kanun, hangi giderlere nasıl katılınacağını iki farklı esasa bağlamıştır.

Birinci grup giderlerde katılım eşit olarak yapılır. Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderleri ile bunlar için toplanacak avans bu gruba girer ve her bağımsız bölüm eşit paya katılır. İkinci grup giderlerde ise katılım arsa payı oranındadır. Ana gayrimenkulün sigorta primleri, bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri, yönetici aylığı gibi diğer giderler ve ortak tesislerin işletme giderleri arsa payına göre paylaştırılır. Bu ayrım, küçük ve büyük bağımsız bölümler arasındaki dengenin korunmasını amaçlar.

Önemli bir nokta, kat malikinin dairesini kullanmadığı veya ortak yerlerden yararlanmaya ihtiyacı olmadığı gerekçesiyle gider ve avans payını ödemekten kaçınamamasıdır. Bu yükümlülük, bağımsız bölümün maliki olmanın doğal sonucudur.

Gecikme Tazminatı

Aidatın zamanında ödenmemesi, borçlu maliki ayrı bir yükümlülük altına sokar. Kanun, geciken ödemeler için özel bir gecikme tazminatı öngörmüştür.

Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür.

Bu tazminat, ana borç olan aidatın yanında talep edilen ek bir kalemdir ve gecikmenin sürdüğü her ay için hesaplanır. Ortak gideri ödemeyen malikin yanı sıra, bağımsız bölümde fiilen oturan kiracı da belirli sınırlar içinde kira borcuyla sorumlu tutulabilir. Bu nedenle borçlunun durumuna göre takip yolunun doğru belirlenmesi önemlidir.

Aidat Alacağının Takibi: İcra ve Dava

Ödenmeyen aidat, yönetimin elinde tahsil edilebilir bir alacağa dönüşür. Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından yönetim planına, Kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir ve icra takibi başlatılabilir. Uygulamada en sık izlenen yol, yönetici tarafından başlatılan ilamsız icra takibidir.

Borçlu malik takibe itiraz ederse süreç duraksar ve alacaklı tarafın itirazın iptali veya itirazın kaldırılması yollarına başvurması gerekir. İcra sürecinin işleyişi, ödeme emri, itiraz süreleri ve haciz aşaması için icra takibinin nasıl başlatıldığını anlatan rehberimizi inceleyebilirsiniz. Borçlu tarafın itiraz hakkını nasıl kullanacağı ve itirazın sonuçları için ise icra takibine itiraz başlıklı yazımız yol gösterici olacaktır. Ödenmeyen bir alacağın ihtar, takip ve dava sıralamasıyla nasıl tahsil edileceği konusunda genel çerçeve için alacakların tahsili sürecine ilişkin değerlendirmemiz de faydalı olabilir.

Aidat alacağının takibinde yönetim planındaki düzenlemeler, karar defterindeki genel kurul kararları ve işletme projesi gibi belgeler büyük önem taşır. Bu nedenle takibe geçilmeden önce borcun ve dayanak belgelerin düzgün biçimde hazırlanması, sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Yargıtay Kararlarında Öne Çıkan İlkeler

Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında yargı uygulaması, Kanun hükümlerinin somut olaylara nasıl yansıdığını göstermesi bakımından yol göstericidir. Aşağıda yerleşik hale gelmiş temel ilkeler özetlenmektedir. Bu ilkeler genel nitelikte olup her somut olayın kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

  • Yönetim planının bağlayıcılığı: Yargı uygulamasında yönetim planı, sonradan bağımsız bölüm edinen malikleri de bağlayan bir sözleşme olarak kabul edilir. Malik, daireyi satın aldıktan sonra yönetim planı hükümlerinden haberdar olmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
  • Ortak gidere katılmada istisnasızlık: Kat malikinin ortak yerleri kullanmaması veya dairesinde oturmaması, ortak gider ve avans borcunu ortadan kaldırmaz. Yerleşik uygulama, bu yükümlülüğün maliklik sıfatına bağlı olduğunu kabul eder.
  • Gecikme tazminatının ayrıca istenebilmesi: Aidatını geç ödeyen malikten, asıl borcun yanında yasada öngörülen oranda gecikme tazminatı da talep edilebilir. Bu kalem, ana alacaktan bağımsız biçimde hesaplanır.
  • İşletme projesi ve karar defterinin önemi: Aidat alacağının dayanağı olarak usulüne uygun alınmış genel kurul kararları ve işletme projesi aranır. Dayanağı belirsiz taleplerin ispatı güçleşir.
  • Hâkimin müdahalesi: Kat malikinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi diğer maliklere zarar verdiğinde, mahkemeden müdahale istenebilir. Ağır ve sürekli ihlallerde Kanunun öngördüğü ileri yaptırımlar gündeme gelebilir.

Kat mülkiyetiyle yakından ilişkili olan ve paylı mülkiyetin sona erdirilmesini konu alan izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası hakkındaki yazımız da arsa payı ve ortak mülkiyet ilişkilerini anlamak isteyenler için tamamlayıcı nitelik taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kat irtifakı mı yoksa kat mülkiyeti mi daha güvenli?

Kat mülkiyeti, yapının tamamlanmış olduğunu ve bağımsız bölüm üzerinde tam mülkiyeti gösterdiği için genellikle daha güçlü bir güvence sağlar. Kat irtifakı ise henüz tamamlanmamış yapılarda arsa payına bağlı hak sunar. Her iki durumun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.

Kat irtifaklı tapuyla daire satın alınabilir mi?

Kat irtifaklı tapuyla daire alım satımı yapılabilir. Ancak yapının proje ve iskân durumu, kat mülkiyetine geçiş süreci ve müteahhitle yapılan sözleşmenin koşulları alım öncesinde dikkatle incelenmelidir.

Yönetim planı sonradan değiştirilebilir mi?

Yönetim planı, kural olarak bütün kat maliklerinin beşte dördünün oyuyla değiştirilebilir. Bu yüksek nisap, planın kolayca değiştirilmesini engelleyerek yönetimde istikrar sağlamayı amaçlar.

Daireyi kullanmıyorum, yine de aidat ödemek zorunda mıyım?

Evet. Ortak gider ve avans yükümlülüğü, bağımsız bölümün maliki olmaya bağlıdır. Dairenin boş olması veya ortak yerlerden yararlanılmaması, kural olarak bu borcu ortadan kaldırmaz.

Ödenmeyen aidat için ne yapılabilir?

Yönetici veya diğer kat malikleri, ödenmeyen aidat için dava açabilir ya da icra takibi başlatabilir. Uygulamada çoğunlukla yönetici tarafından ilamsız icra takibi tercih edilir ve borçlunun itirazı halinde süreç dava yoluyla ilerleyebilir.

Geç ödenen aidata gecikme tazminatı uygulanır mı?

Gider ve avans payını tam olarak ödemeyen malik, geciktiği günler için yasada öngörülen aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. Bu tazminat asıl borçtan ayrı olarak hesaplanır.

Kiracı aidattan sorumlu tutulabilir mi?

Bağımsız bölümde oturan kiracı, belirli sınırlar içinde ortak gider ve avanstan malikle birlikte sorumlu olabilir. Sorumluluğun kapsamı somut olaya ve kira ilişkisinin koşullarına göre belirlenir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kat mülkiyeti ve kat irtifakına ilişkin her uyuşmazlık, yapının durumuna, yönetim planına ve somut olayın koşullarına göre farklı sonuçlar doğurabilir. Aidat, ortak gider, yönetim planı veya kat mülkiyetine geçiş konusunda bir sorunla karşı karşıyaysanız, hak kaybı yaşamamak için sürece başlamadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Dosyanızın değerlendirilmesi ve adımların birlikte planlanması için Av. Faruk Durak ile iletişime geçebilirsiniz.